19 Kasım 2013 Salı

Gaipten Gelen Tren


Karşı istikametten bir tren yanaşıyor...
Gözlerim ışıklarında kilitlendi. O yavaşladıkça sen hızlanıyorsun.
Kimse seni görmüyor.
Ellerim cebimde merdivenlerden inip boş banka oturmuşken, 
kulağımda dinlediğim müzikten başka bir şey duymuyorum. 
Tren yanaştı...
Küçüktük o zamanlar, kazançlarımız da küçüktü aslında. 
Ve o küçük mutluluklarda söylediğin şarkı..
Oyun oynar gibi tıpkı..
Müzik çaların sesini açıyorum:
" We are the champions! "
Seni getiren tren mi Queen mi bilmiyorum. 
Yolcular bir telaşla boşaltıyorlar treni, son istasyondalar.
Bizse atışıyoruz seninle, o tiyatro salonunun karşı istikametlerinde.
İkinci sesten söylemiyorsun aslında şarkıyı sen.
Çok biliyorum galiba ben de?
Saniyeler seninle yarışıyor sanki. 
Temmuz akşamı, Selçuk'un yazları, okulun öğle araları, üniversite yılları, kışın ayazları...
Gülüşün, gözlerini kırpışın, sanki devamı gelecekmiş de çıkmak için acele etmişsin diye yarım kalmış
-tamamlanmamış- parmakların, Ninca Törtıls ayakların..
" Dikkat kapılar kapanacak! "
Artık omzunda yazmayan adım, aldatılışlarım, kavgalarım, kabuslarım...
Ara sıra gülümseten anahtarlıklarım, bilardo toplarım, dokuz numaralarım..
Bir şeyin kübü vardı hatırladığım.
Keskin sirkeydi, kübüme zarar.
Şarkımız bitti.
Tren yine ivmelendi.
Son istasyondu ama...
Bu kez giderken daha doluydu..