Yerin ayaklarımın altından kayması değildi, benim ayaklarım üzerinde duramamamdı : ' Baş Dönmesi '
Daha önce de çok düşünmüştüm seni. Ayıp ediyordum sana, seni her düşündüğüm anda. İlk defa ayıpsız düşündüm, düşledim, yerinde olmayı hayal ettim, seni kıskandım.
Çok şanslısın. Çünkü neye gülebileceğini bilmeden onu güldürmeye çabalayıp ve o gülerken karşısına geçip onu izlemek gibi 'mülteci' isteklerim var benim. Beyhude.. Oysa senin hiç bir şey yapmana gerek yoktur. O seni görür görmez gülüyordur belki.. Bakışlarının anlamını bile kavramadan, benden sıkıldığını mı yoksa bana kızdığını mı yahut muhabbetten keyif mi aldığını anlamaya çalışmak.. Göle maya çalmak..
Sesini duymak için bahaneye de ihtiyacın yoktur senin. Belki de o senin sesini duymak için bahaneler uyduruyordur olur olmadık yerlerde. Mutlu olup sevindiğinde seninle paylaşıyordur. Öyle ya, üzüldüğünde canını sıkan bir şey olduğunda da eli numarana dokunuyordur. Efkarlanınca da sana içiyordur belki..
Uykusunda bile onu izlemişliğin vardır mesela senin. Alaca-karanlıklarda.. Bebek gibidir belki.. Yanağını okşamışsındır bir yutkunuşunda.. Hatta öperek uyandırmışlığın bile olmuştur.
Dedim ya, çok şanslısın.
Benim onunla bir yarınım bile yok ki. Oturup düşünemiyorum yarın hangi filmi izleyeceğimizi. Akşam ne yemeği yiyeceğimizi.. Hiç plansız arabaya atlayıp ne tarafa süreceğimizi..
Sen ciğercinin kedisi, bense sokak kedisi..
Orhan Veli ' leşiyorum böyle. Ama Kanık'sayamıyorum.
Açık yaralara alkol basıyorum; mundar olmasın diye ciğerim.
Onun eksikliğini tamamlıyorum kendimle, kendimce.
Bütün yalnızların anasonundan başlıyorum.
' Rakının ikinci dublesinde
İlk karşımıza çıkanı öptüren şey ne ise..
Bir şölenlik hatıra mı yoksa çift dingilli bir acı mı..
Yanısıra..
Neyse artık o şey.. '
- Hala güzel..
Hakkında konuşmak senin.. -
O'na dair
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder