26 Haziran 2015 Cuma

"Bir Gereksiz Cuma Meselesi"


Sanmam. Dün de aynısı aklıma gelmişti de geldikleri gibi gittiler. 
Cumadandır dedim. Namaza gitmeme gerek kalmıyor zaten; ruhum bugün denizden yeni çıkmış ağların, leş kokusuna rağmen ferahlatan hissi gibi onca pislik içinde şahane bir refaha eriyor. İlgisi olduğunu düşünmüyorum dedim.

Zaten Can abim de "unuttum demek bile hatırlamaktır yeğen, sen kimi kandırıyorsun?" yazdığında ayağımı denk almam gerektiğini öyle artizliklerin pazarda aranan bir şey olmadığını da anlamıştım. Bana özelden yazdı tabii. Size yazarken daha resmi olduğunu biliyorum. Küfürleri yiyorsunuz mesela. E hak ediyorsunuzdur. Can babam boş yere küfretmez anasını satayım!

Aslına bakarsan güneş de olabilir, hatta bulut ve hatta hatta deniz. 
Doğal ışıltının büyüsü herhalde, gözün harbi harbi kamaşıyor ya hani, sıkıyorsa aç! 
Hele o bulutlar, nasıl tarif etsem.. pamuk şeker gibi oluyor hani! 
Bir de deniz... Öyle bir rengi paletlerde bile tutturamazlar hani, bırak tuvali. 
"Belki şurada da neden mutlu olduğunu anlayamayan bir gerzek vardır, şuraya da biraz hayat çizelim."

Hiç kimsenin, Polyannanın bile böyle güzel kafası yoktur.
Lakin realiteyi bir kenara atmayacağım. Tümü etkendir, ama sen edilgensin. 
Her şey beni mutlu ediyor olabilir, ancak sen edemezsin. 
Her şey bende başlıyor ve bende bitiyor.

Unutmamış olacağım ki hala gıyabında yazıyor çiziyorum.
Onca yıl geçti, sanırım hala nasıl bir şey olduğunu hatırlıyorum. 
Onca yıl geçti, seninle yaşamaya alışıyorum.
Önemli olan da bu ya: Kanser ile yaşamayı öğrenen bireyler olduk, seninle yaşamayı mı öğrenemeyeceğiz?




Sol: Disko boy Sağ: Ben



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder