+Kendimiz bazen iyiyiz bazen değiliz. Ama şaşılacak bir durum değil gibi, güneş mesela bazen doğuyor bazen batıyor. Dalga bile bir geliyor bir gidiyor.. Doğanın düzenini öğrenince alışıyor insan.
-Daha önce ne gibi işlerle uğraştınız?
+Hep boş işlerle uğraşmışım, babam öyle derdi. Gitar çalardım, müzik dinlerdim, dans ederdim, yazı yazardım.. Kendimi mutlu hissettiren şeyleri seçerdim. Ama yanlış yapmışım, para kazanmaya yönelik yatırım yapmalıymışım hep. Daha sıkıcı, daha stresli ve insanlığınızı unutturan yarışlara katılmalıymışsınız. Kapitalizm ile tanışınca anlıyor insan.
-Hakim olduğunuz diller?
+Kendi diline bile hakim olamıyor ki bazen insan, elalemin dilini nasıl tutayım hem kemiği yok ki bunun?
-Konuştuğunuz dillerden bahsetmekteyiz.
+Görüyr musunuz Türkçe'min azizliğini! Türkçe konuşabiliyorum mesela, ama buna rağmen pek çok insanla anlaşamıyorum. Önemli olanan anlaşmak olduğunu düşünüyorum.. Sevginin dili zaten tekmiş, aşık olunca farkına varıyor insan.
-Hakediş hazırlamışlığınız vardır değil mi?
+Ne yalan söyleyeyim, hiç bir zaman hak edene hak ettiğini veremedim ben. Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı.. Hem ben hak etsem, siz hak ettiğim değeri verebilecek misiniz?
-Peki İlke Hanım, sizi n'için işe alalım?
+Kapitalizmin oyun kuralları.. Şey, pardon. Aradığınız kriterlere uygun olduğumu düşünüyorum.
-Aradığımız hangi kriter?
+Çalışma ortamına ve kurallarına uyum sağlayabilen: Kravat takabiliyorum ben.
İlke KASABOĞLU

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder