İşi biraz edebiyattan çıkarıp matematiğe dökersem, sanki problem daha iyi anlaşılacakmış gibi.. Beni bırakalım; zaten toplamadaki etkisiz elemanım. Size biraz O'ndan bahsedeyim:
Bir gözleri var; içinde güneşten de parlak umut saçan bir delik olan iki kömür parçası.. Tıpkı Japon animelerindeki çocuklar gibi..
Bir ağzı var; sanki içindeki dalgalı deniz en son anroşmanlara, dişlerine takılıyormuş da dışarıya süzülüyormuş gibi.. Her bir kelamı okyanus ferahlığı..
Bir burnu var; içinden geçen her niyeti koklar gibi derin derin soluyor havayı..
Elleri var; adeta üzerini saran polar bir battaniye. Karanlıkta korkudan arkasına sığındığın, soğukta altında ısındığın..
Her şeyi var ama, hiçbir şeyi yok gibi..
Hiçbir şeyi yok, ama her şeyi var gibi..
Asıl problem de bu ya; toplasam etkisiz, çarpsam katıksız gibi..
Ona çarpılsam, yok olurum.
Onun için bölünsem tanımsız..
Bir sıfır ki, içimden bir türlü çıkmyor; eksilmiyor.
Bende iki sıfır var; ne onlar benle durabiliyor ne de ben onlarsız..
Hatırlatın da Ekimin sonuna doğru şu bendeki iki tanımsızı diyorum..
Atalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder