31 Aralık 2012 Pazartesi

Her şey seninle başladı.

Yine seni karalıyorum...

Elimde ne bir arpa suyu var ne de üzüm sirkesi. Zaten üzüm sirkem hiç olmadı,tadını bile bilmem. Tadını bilmeyi geç, yeşil sebzeleri temizlemekten başka bir işe yarar mı ondan bile bihaberim.

Bu aralar alkolsüz buluyorum kafayı. Hem ucuz hem sağlıklı...
Seni düşünüyorum;saçma sapan hayaller kuruyorum.
Düşündükçe, her yudumu köpük dolu arpa suyu gibi lezzetli bir keyif alıyorum. Ve hayallerim kırılamaz. Zaten olacak olsalar hayal değil, plan olurlardı. Planlar bozulur, planlar tutmaz... Ama hayaller kırılmaz, hayal kırıklığı diye bir şey yoktur! Hem kırık dediğin kemikte, karnede falan olur. Düşünceye, hayale kuvvet mi işler? Sen istediğin kadar uğraş, seni düşünmemi engelleyebilir misin? Hayallerimi sen kırabilirsin misin? Hayal kurmaktan korkutuyorlar insanları, oyuna getiriyorlar hepimizi. Disney bile 'Her şeyin küçük bir fareyle başladığını unutmayın!' diyor. Hayal kur, çünkü efendisi olabileceğin tek gerçekler onlar.

Kendimi anlatmak istemiyorum kimseye. Kaldıki anlat deseler anlatamam. Ne? 'Yalnız kalmak istiyorum, çünkü hiç birinizden yalnız başımayken aldığım keyif kadar keyif almıyorum.' mu demeliyim? Şuna ne dersin: 'Gram keyif alıyorsam namerdim! Çok sıkıcısınız.' ? Nasıl söylenir bunlar?

'Bence ben bencilim ve siz de bir bencil ile arkadaşlık etmeyin. Büyükleriniz söylemedi mi size? Benciller çok kötü insanlardır! Onlardan uzak durun.'

Ama bu gidişle bencil olmakla kalmayacağım, a-sosyal de olacağım. Mesela bugün televizyonu bile açmadım, ülkede ne olup bittiğinden haberdar değilim. Zaten hiç sürükleyici değil bu gündemler. Her gün aynı haberler; bir kaç gün izlemeseniz hiç bir şey kaçırmazsınız. Gündemin konusu: İnişe geçtik-batıyoruz.

...

Şimdi bu yazıya bir son gerekir değil mi?
Bu yazı hiç bitmeyecekki.
Bu sayfayı kapattığımda ben seni düşünmeye devam edicem yine.
Hayalim çok güzel, gelsene?
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder