17 Ocak 2013 Perşembe

Kuyu Masalı

Meğer ben ne arabeskmişim.
Günlerimin teması sen olunca; kurduğum cümlelerden, kullandığım kelimelerden tut yediğim içtiğime kadar modernite dışı bir insan oldum. On yedinci yüzyılın ardına düştüm. Düşüne bir tekme de sen vur...

Beni bu hale sen soktun,sen çıkar demek geliyor içimden.
Ben çıkmak istemiyorum.
'Siz beni beklemeyin, devam edin!'

...

Koca memlekette İzmir'e gelmeni geçtim, sanki koca dünyada yalnız iki kulak sende varmış gibi önümden ilerleyen herkesi sen sanıyorum. Burnuma gelen parfümler, aslında hep senin kullandıkların oluyor. Tüm güzel kokuların yabancı olmasına rağmen bana hiç biri yabancı gelmiyor. Dahası, mentol aromalı sakızı sanki yalnızca sen çiğniyordun ve ben seninle çiğnemeyi öğrenmişim gibi her ağzıma atışımda gözümün önüne geliyorsun.
Bugünlerde ben, bu "Sen Kuyusu" nun dibinde kendimi boğmak istiyorum. Ve kurtuluşum için sallanan her halatı geri iade ediyorum.
'Bırakın! Kurbağa prens gelicek. Boğulan güzelin sonu mutlu bitecek...'

...

Birden hayatımın en özel yerine nasıl yerleştin sen? Kim koydu seni oraya? Hayatımın neresi aralık kalmış, sen nereden girdin? Sen benimle değilken ben nasıl oluyor da her dakika seninle oluyorum? Seni bu kadar önemli kılan ne? Benim için özel olmanın sebebi ne?  Ben mi kattım biraz sana? Öyle mi sevdim dersin seni? Belki sen de bensiz o kadar güzel değil miydin hani? Böyle miydi Ceyhun Yılmaz'ın lafı?

Sen' in dibindeyim.
Yağmur yağıyor şimdi.
Yükseliyor su seviyesi.
Biraz daha dalıp, kurbağa prensimi bekleyeyim.
Ama öncesinde tutmalıyım nefesimi...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder