Gidene de hoşça 'kal' denir. Ama kalmaz, gider.
Sözleri alabildiğine ağıtlı fakat ritmi verebildiğine coşkulu 9/8'lik 4/4'lük parçalar gibiyim. Parçalanmış gibiyim. 'Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe..' Bu ne çıldırtan denge?!
Ritmimi duysan kalkar oynarsın benimle. Sen oynamazsın ya, alkış tutarsın, tempo yaparsın.. Bir de kulak kabartsan laflarıma, oturur benimle ağlarsın, ağıt yakarsın.
Belli ki enjeksiyonumu tutturamamışım yine. Sızmışsın içeriye. 'Cesaretim Olsa' ben de elime bir müzik kutusu alıp gidicem tek başıma, üzerime beton döksünler! Bir daha değil sen, kendim bile sızamayayım kendime. İzlerken öyle saçma gelmiştiki film, insan başına gelmeden anlamıyormuş hiç bir şeyi. Yadırgamamak gerekirmiş meğer, yaftalamamak lazımmış.
Karpuz tadından bile aklıma gelmeyi nasıl başardın? Meyvede de alkol vardır, ondan mı dersin? Ama ben daha önce hiç karpuzdan sarhoş olmamıştım. Tatlı biri derken ciddiymişim meğer. Fruktoz musun kardeşim?
Kan şekerim düştü, biraz benimle ilgilenir misin?
Yazının girişi var da ben çıkışını bulamıyorum. Zaten sonlarda pek başarılı değilim, kendimle hep çelişiyorum.
Tadında bırakıcam.. Bu kez bırakıcam.. Söz veriyorum..
" Bugün dağların dumanı aralandı, hoşçakal... "
.jpg)
